Bölüm 2

Benim tercih ettiğim haliyle “cilt sağlığı,” genelin tercih ettiği haliyle “cilt bakımı” ya da “güzellik”…

Hepsi farklı şeyler diyebilirsiniz, haklısınız da. Ancak içinde bulunduğumuz güzellik ve estetik sektöründe bu kavramlar iç içe geçmiş durumda.

“Güzellik” kelimesini kullanmayı sevmiyorum. Kendisini, daha doğrusu bu kavramı pazarlama dünyasının nasıl araçsallaştırdığını gördükçe, kelimenin anlamının zorbalaştırıldığını düşünüyorum.

Sağlık Güzellikten Ayrıdır

Eğer akne sorununuz var diye güzel olmadığınızı düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Burada eksik olan tek şey cildinizin sağlığı.

Ve bu sağlığı geri kazanmanın yolu diş macunu ya da yumurta akından değil; farmakoloji ve dermatoloji bilimlerinden geçiyor.

İlerleyen yazılarda bu bilimlerin cilt üzerindeki etkilerini yakından inceleyeceğiz.

Geleneksel Yöntemler: Neden Hâlâ Israr Ediyoruz?

Bir adet yumurta, iki kaşık kakao…

Şaka yapıyorum! Ama şaka yapmayanlara geldiğimizde konu biraz değişiyor.

“Doğal” kavramını önceki yazımızda konuşmuştuk; şimdi sıra “geleneksel” yaklaşıma geldi.

“Geçmişte büyüklerimiz hep böyle yapardı”

Geçmişte yapılanların tamamen yanlış olduğunu söylemiyorum. Sadece neden hâlâ, modern bilimin sunduğu veriler ortadayken, yöntemleri hiç değiştirmeden aynı şekilde uygulamakta ısrar ettiğimizi sorguluyorum.

Bilimin Açtığı Pencere

Düşünsenize, modern bilimin en önemli araçlarından biri olan mikroskop teknolojisi bugün öyle bir noktaya geldi ki 0.1 nanometre (yaklaşık 1 angström) ölçeğindeki atomlar arası boşlukları bile görebiliyoruz.

Yani size sadece “yumurta akı sürmeyin” ya da “diş macunu sürmeyin” demek istemiyorum. Asıl amacım, cilt bakımı alanında inanılmaz bilimsel gelişmelerin olduğunu göstermek.